HİJYENİK PRATİK VE EKONOMİK

Tek Kullanımlık Ürünler Yaşamı Kolaylaştırıyor

Türkiye, geri dönüştürülebilir özeliklere sahip tek kullanımlık plastik ürünleri ABD, Fransa, Hollanda, İtalya ve İsrail başta olmak üzere dünyanın pek çok gelişmiş ülkesine ihraç ediyor. El değmeden otomasyon sistemiyle üretilen ve tüketici tarafından ambalajından açılarak ilk kez kullanılan ürünler, özellikle pandemi sürecinde hijyen sağladığından yoğun ilgi görüyor. Eskiden genellikle piknik ya da doğum günü kutlamaları, düğün, nişan gibi özel günlerde kullanılan tek kullanımlık plastik ürünler, koronavirüsle birlikte hastaneler ve karantina merkezlerinde de tüketiliyor. Kimse kimsenin bardağını, kaşığını, tabağını kullanmak istemediği ve tek kullanımlık ürünler pandemide bulaş riskini azalttığı için devlet eliyle fabrika ve iş yerlerine de tavsiye edildi. Fabrika ve iş yerlerinde bulaş riskini azaltmak için porselen veya metal tabldot yerine tek kullanımlık kaplardan oluşan ürünler kullanılmaya başlandı.

Tek kullanımlık plastik ürünlerin hijyenik, pratik ve ekonomik olduğuna vurgu yapan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, bilinçli tüketim modeliyle yaşamı kolaylaştıran tek kullanımlık ürünlerin, tüketimden sonra geri dönüştürülebileceğini söyledi. Eroğlu şöyle konuştu: “Yüzde 100 geri dönüştürülebilir oldukları için fosil kaynaklardan yeniden üretim yapılmasının önüne geçen ve yeni karbon salımını engelleyen tek kullanımlık ürünler, döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Pandemide daha fazla talep görmeye başlayan tek kullanımlık plastik ürünler, bulaş riskini azalttığı için sadece restoran, kafe ve evlerde değil aynı zamanda iş yerlerinde, fabrikalarda da kullanılıyor. Otomasyon sistemiyle, el değmeden üretilen ürünlerin, tüketici tarafından ambalajından ilk kez açılarak kullanılıyor olması pandemide hijyen adına güven veriyor. Pandemide talep artışı yaşayan ürünlerin kullanıldıktan sonra geri dönüştürülebilmesi önemli. 8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun yüzde 54’ünün kentlerde yaşaması ve şehirleşme kültürüyle yeme-içme alışkanlıklarının değişmesi de tek kullanımlık ürünlere yönelimi arttırıyor. Paket servis ve hızlı yemek yeme alışkanlıkları da artışı tetikliyor.”

Türkiye’de plastik sektörünün istihdama, üretime ve ihracata katkı sunduğunu hatırlatan Eroğlu, PAGEV üyelerinden SEPAR Plastik’in, DISPOSABLE SHOP markası ile hayatı kolaylaştıran tek kullanımlık ürünleri, market köşelerindeki küçük raflara sıkışmaktan kurtarıp, kaliteli alışveriş mağazası konseptiyle tanıştırdığını söyledi. Sorumlu endüstri, sorunsuz çevre mottosu ile üretim yapılmasının önemine değinen Eroğlu, bilinçli tüketici modelinin oluşmasının çevresel kirliliğin azaltılmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Bilimsellikten uzak şekilde plastik sektörünü itham eden ve çevresel kirliliği sektöre fatura etmeye çalışanların, yanlış yaklaşımların içine düştüğüne dikkat çeken Eroğlu, “eğer niyet, çevresel kirliliği azaltmak ise bunun için hep birlikte doğaya saygılı üretim ve tüketim modelinin güçlenmesi için iş birliği yapalım. Çevreye duyarlı tüketici modelini bireylerimize anlatalım. Okullarda, iş yerlerinde hayatın her yerinde insanlarımıza sunacağımız eğitimlerle, farkındalık oluşturalım. Ama bunları yapmak yerine enerjisini plastik sektörünü karalamaya harcayanlar bir yere varamaz. Sektör olarak bizler, ürünlerimizi hayatı kolaylaştırmak için üretiyoruz; parka, bahçeye, denize atılması için değil! Eğer çevresel kirlilik varsa bunun sebebi sorumsuz tüketimdir ve çözüm için bu noktada ortak eğitim ve farkındalık çalışmaları yapmalıyız” dedi.

Çevresel kirliliğin azaltılmasında geri dönüşümün önemli rol oynadığını söyleyen Eroğlu, atıkların çevreye atılması yerine geri dönüşümle yeniden ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirterek “Türkiye’de, 2022 Ocak ayı itibariyle devreye girmesi beklenen Depozito İade Sistemi, hem çevreye hem tüketiciye hem üreticiye olumlu katkı sağlayacak. Depozito İade Sistemi’nin devreye girmesiyle 20 milyar adet içecek ambalajı geri dönüştürülerek ekonomiye yıllık 1.4 milyar lira kazandırılacak. Yıllık 1 milyon ton ilave atık oluşumunun önüne geçilirken, 263 bin ton/yıl karbon emisyonunda azalma meydana gelecek. En önemlisi de tüketicilerin plastiğin çevreye atılamayacak kadar değerli bir girdi hammaddesi olduğunu anlayacak ve geri dönüşümün hızlanmasını” dedi.

ÇÖZÜM YASAKTAN DEĞİL EĞİTİMDEN GEÇİYOR

Bilinçli Tüketici Modeli oluşturulmadığı sürece tek kullanımlık plastik ürünlerin yerine geçecek alternatif ürünlerin de çevresel kirliliğe yol açmaya devam edeceğini savunan Eroğlu, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Tek kullanımlık plastik ürünü çevreye atan bilinçsiz tüketici, tek kullanımlık kağıt veya cam ürünleri de etrafa atacaktır. Tek kullanımlık plastik ürünler yasaklansa dahi maalesef kutu kolalar, cam şişeler, kâğıt tabaklar yine çevreye atılacak. Tek kullanımlık plastik ürünler suyun üstünde yüzdüğü için en azından görülebiliyor, temizlenebiliyordu ancak metal kutu kola veya cam şişeler suyun dibine battığından denizlerimizdeki kirlilik daha vahim noktalara evrilecek. ‘Çevresel kirlilik devam edecek’ diyorum çünkü bilinçsiz tüketiciye bağlı davranış bozukluğu çözülmeden doğayı sürdürülebilir şekilde korumamız mümkün değil. AB’nin yürürlüğe koyduğu bazı tek kullanımlık ürün yasağında samimi davranmadığı, kendi içinde bile kafa karışıklığı yaşadığı ortada. Yasak kararının popülist çıkış olduğu şuradan belli; tek kullanımlık plastik pipet, çatal, kaşık bıçak ve tabak yasaklanırken, gıda kapları neden yasak kapsamında değil? Acaba Avrupa Birliği, çevreyi bahane ederek Türkiye ile rekabet edemediği ürünleri mi yasakladı? Türkiye’nin, yasaklanan ürünlerde büyük üretici ve Avrupa’ya ihracatçı konumda olduğunu göz önünde tuttuğumuzda; yasağın arkasındaki amacın gerçekte çevre olmadığı görülüyor.”

AB KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİYE DÜŞTÜ

Tek kullanımlık plastik ürünlerin yasaklanmasının Avrupa ülkeleri içinde de tepkiye sebep olduğunu ve kaosa yol açtığını belirten Eroğlu, AB içindeki çatırdamaya dikkat çekerek yasağın uygulamasına yönelik ortak fikir olmadığının altını çizerek şöyle konuştu: “Bazı AB üyeleri yönetmeliğe uymayacağını açık açık deklare etti. Yasak kararını içeren yönetmelik, Avrupa Birliği Üyesi ülkeler arasında farklı uygulamalara sebep oldu. Bazı ülkeler, yasak kararına uyarken bazıları farklı yollar seçti. Fransa, paydaşlardan aldığı şikâyetlerin ardından yönetmelikle ilgili ulusal kanun koyucu nezdinde değişiklik taleplerini gündeme getirdi. İtalya ise AB’nin, biyoplastikleri yönetmelikteki yasaklar içine alma kararına uymayacağını açıkladı. İsveç’te de AB yönetmeliğine uyum için çıkarılan ulusal tasarı ile ilgili paydaşlardan o kadar çok tepki geldi ki gecikme kaçınılmaz oldu. AB üyesi Romanya ve Bulgaristan gibi birçok üye de yasağın uygulanmasını ön gören yönetmeliğin hayata geçirilmesiyle ilgili kayda değer adım atmadı.”

QU'ILS MANGENT DE LA BRIOCHE

Yaşanabilir yarınlar için çevrenin korunmasının şart olduğunu vurgulayan Eroğlu, çevresel kaygılara çözüm sunarken yoksul ve dar gelirli geniş kitleleri cezalandırmanın duyarsız bir yaklaşım olacağını söyledi. Avrupa’nın aldığı yasak kararının, düşük gelirli milyarlarca kişi için adaletsizlik anlamına geldiğini savunan Eroğlu, batının geçmişten gelen kötü alışkanlıklarını bugün de devam ettirdiğini söyleyerek şu tarihsel saptamayı yaptı: “Fransa’da yoksul halk, sarayın kapısına dayanıp yiyecek ekmek bulamadığından şikâyet ettiğinde Fransa Kraliçesi Marie Antoinette'i, "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!" (Qu'ils mangent de la brioche) demişti. Avrupa, geçmişte olduğu gibi bugün de yine dar gelirli insanlara yönelik duyarsız ve haksız yaklaşımını sürdürerek, ‘Tek kullanımlık plastik ürünler çevresel kaygı içeriyor. Bu ürünleri yasaklıyorum ve 10 kat daha pahalı ürün kullanmanızı zorunlu hale getiriyorum’ diyor. Avrupa’nın tek kullanımlık yasağı, bizlere maalesef geçmişte yaşanan ‘ekmek bulamıyorsanız, pasta yiyin’ şeklindeki garip yaklaşımı çağrıştırdı.”

ÇEVRE BAHANESİYLE TÜKETİCİYE 10 KAT PAHALI ÜRÜN SATILACAK

8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun sürdürülebilir ekonomik-sosyal yaşam analizi dikkate alınmadan yasak kararı alındığını ifade eden Eroğlu, “tek kullanımlık plastikleri yasaklayıp, insanları 10 kat daha pahalı ürünlere mahkûm etmek çevrecilik değil, duyarsızlık ve daha da ötesi haksızlıktır. Dünya nüfusunun önemli kısmı açlık sınırının altında yaşıyor ve geçim derdi çekiyor. Hedef, çevreyi korumak ise “bilinçli insan” modeline yönelik ayağı yeren basan çevre dostu projeler üretmeli ve toplumu eğitmeliyiz. İnsanları eğitmeden, çevresel kaygılara çözüm bulamayız. Dünyada 6., Avrupa’da ise 2.sırada yer alan Türk Plastik Sektörünün büyümesini sekteye uğratmak isteyen AB, üretimini yapmadığı tek kullanımlık plastik ürünleri yasaklarken, ürettiği diğer tek kullanımlık ürünleri yasak kapsamına almadı. Bu nokta bile Avrupa’nın çevre konusundaki samimiyetsizliğini ortaya koymaya yeterli değil mi? AB, bu karar ile çevresel sorunları çözmenin değil, popülizmin yanında yer aldığını gösterdi. Amaç çevreyi korumak ise neden sadece söz konusu tek kullanımlık plastik ürünler yasaklandı ve diğerlerine dokunulmadı? Örneğin yasaklanan plastik pipet yerine kâğıt pipet kullanımı üzerinde duralım. Kâğıt pipetin maliyeti, plastikten 8-10 kat daha pahalı. Ayrıca plastik pipeti etrafa atan ve kirlilik yaratan insanlar, eğitilmediği müddetçe kâğıt pipeti de etrafa atacak ve çevresel kirlilik sürecek. Kaldı ki; çevreyi kirletenler ağırlıklı olarak zengin millet ve toplumlardır. Çünkü aşırı ve bilinçsiz tüketim yapabilmek için varlıklı olmak gerekiyor. Öyle ki asgari ücretle geçinen dar gelirli kesim, tek kullanımlık ürünleri atmıyor bile ve yenisini para ödememek için defalarca kullanıyor. Dolayısıyla çevrenin korunması adına alındığı iddia edilen yasak kararı asla çözüm olamayacağı gibi vatandaşlara ekstra ekonomik maliyetler yükleyerek enflasyonist baskı oluşturacaktır” açıklamasında bulundu.

METAL PİPET CAN ALDI

Yasaklanan tek kullanımlık plastik pipete alternatif olarak sunulan metal pipetin taşıdığı hastalık bulaştırma riski ve diğer tehlikelerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen Eroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Metal pipetin yaşlılar ve çocuklar için yaralanmalara hatta ölümlere bile yol açabilecek riskler taşıdığı biliniyor. Son olarak Independent’ın yayınladığı habere göre İngiltere’de 60 yaşındaki emekli jokey Elena Sturthers-Gardner’in, gözüne saplanan metal pipet nedeniyle hayatını kaybetmesi, plastik pipet yerine kullanılması önerilen metal pipetlerin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermişti. Elena, sol gözüne giren 25 santimlik metal pipetin beynine ulaşması sonucu ölmüştü. Adli tıp yetkilileri, Elena Gardner’in ölüm nedenini, “metal pipetin göz bebeği ve gözü delerek beyne saplanması sonucu oluşan travma” olarak açıklamıştı. Özellikle yaşlıların, küçük çocukların ve kreşlerin metal pipetin yaratacağı risklerle karşı karşıya bırakılmaması gerekiyor. Dolayısıyla AB’nin tek kullanımlık plastik ürünlere yönelik yasağı, alternatifleri oluşturulmamış yanlış bir karardır. Bu yasağı devreye alan Avrupa Birliği, popülist yaklaşımlar yerine hızla büyüyen dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek, şehirleşme oranındaki artışa yanıt verecek, salgın hastalıklara ve ekonomik maliyetlere sürdürülebilir çözüm üretecek kararlar almalı ve çevreyi akıllı projelerle korumalıdır. AB’nin, tek kullanımlık plastik ürünlere dair yasağını kesinlikle yanlış buluyoruz. Ne çevreye ne sektöre ne de insanlığa olumlu katkı sunması mümkün olmayan yasak kararını, yeni sorunların tetikleyicisi olarak nitelendiriyoruz” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE TEK KULLANIMLIK ÜRETİMDE AVRUPA İKİNCİSİ

AB’nin, tek kullanımlık plastik ürünlerden bazılarını yasaklamasını değerlendiren Eroğlu, Türkiye’nin, Avrupa’da İtalya’dan sonraki en büyük tek kullanımlık plastik ambalaj üreticisi olduğunu hatırlatarak, “Türkiye, ihracatta Çin ve İtalya’dan sonra 3. Büyük oyuncu konumunda. Tek kullanımlık plastik ambalaj üreten fabrikalarımız tam kapasite çalışıyor. Yurt içi ve yurt dışı talebe cevap veren Türkiye’nin en çok tek kullanımlık ihracat yaptığı ülke İsrail olurken ardından Fransa, İngiltere ve ABD geliyor. Türkiye 2020 yılında 4 milyar dolarlık tek kullanımlık plastik ambalaj ürün üretirken, doğrudan ve dolaylı ihracat 1 milyar dolara ulaşmıştır” dedi.

TEK KULLANIMLIKLAR EL DEĞMEDEN ÜRETİLİYOR

Tek kullanımlık ürünlerin tercih edilmesiyle ilgili bilgi veren Eroğlu, “tam otomatik makinalarda, el değmeden üretilen ve paketlenen ürünler hijyenik olma özelliğine sahip. Virüs salgınının yaşandığı günlerde tek kullanımlık plastikler, ilk kez kullanılıyor olması ve daha önce başkası tarafından dokunulmamış olması özellikleriyle hijyenik olma niteliğine sahip. Ayrıca bu ürünlerin, kullanıldıktan sonra atılıyor olması başkasının, bir daha bu ürünü kullanmayacağının garantisi oluyor. Dolayısıyla salgının sürdüğü şu günlerde hijyen özelliği oldukça önemli. Tek kullanımlık plastik ürünlerin yasaklanması; hastaneler, karantina bölgeleri, fabrikalar ve evler başta olmak üzere her ortamda büyük zorluklar yaratır ve salgın hastalıkların bulaşma riskini arttırır” şeklinde konuştu.

HİJYENİK, PRATİK VE EKONOMİK ÜRÜNLERE YASAK

Dünyayı sarsan korona virüs salgını, tek kullanımlık plastik ürünlerde tüketimi ciddi şekilde arttırmıştı. Hijyenik, pratik ve ekonomik özellikleri nedeniyle fast food, cafe, çay bahçesi, hastane ve pikniklerde kullanılan tek kullanımlık plastik ürünler, salgın hastalık endişesiyle evlerde ve fabrikalarda da tüketiliyor. Özellikle bulaş riskinin azaltılması amacıyla plastik bardak, tabak, çatal, kaşık, bıçak gibi ürünlere yönelim pandemi döneminde daha da arttı. Hastanelerdeki tek kullanımlık ürünlerde de talep artışı yaşandı. Virüsün hastane içinde yayılmasını engellemek için doktorlar, personel ve hastalar tarafından sadece tek kullanımlık plastik ürünler tercih edildi. Türkiye’de olduğu gibi dünya genelinde de toplu karantina alanlarında yalnızca tek kullanımlık plastik ürünler kullanıldı. Tek kullanımlık plastik ürünlerin pandemide hayatı nasıl kolaylaştırdığı ortadayken Avrupa Birliği’nde, pipet, tabak, çatal, kaşık ve tabağın kullanılmasının yasaklanması tepkilere yol açtı.

Etiketler

Sayfa başına dön